Yapay Zekâ Çağında Kişiye Özel Sağlık: Sağlık Dosyasından Dijital İkize

Bir insanı sağlık açısından ne kadar ayrıntılı tanıyabiliriz?

Yakın zamana kadar bu sorunun cevabı görece sınırlıydı. Kişinin tıbbi öyküsü alınır, fizik muayenesi yapılır, gerektiğinde laboratuvar testleri ve görüntüleme yöntemleri kullanılırdı. Elde edilen veriler çoğunlukla mevcut bir hastalığı saptamak, dışlamak veya takip etmek amacıyla değerlendirilirdi.

Bugün ise özellikle kişiye özel sağlık ve longevity alanında çok daha farklı bir tablo ortaya çıkıyor.

Artık aynı insanın genetik yapısını, epigenetik özelliklerini, biyokimyasal durumunu, bağırsak mikrobiyotasını, vücut kompozisyonunu, kas-iskelet sistemini, uyku ve stres fizyolojisini, psikolojik özelliklerini, yaşam tarzını ve davranış örüntülerini farklı yöntemlerle değerlendirmek mümkün.

İleri düzey bir kişiye özel sağlık değerlendirmesinde genetik analizlerden yaşam tarzı ve çevresel faktörlere; üç boyutlu vücut ve postür analizlerinden biyokimyasal göstergelere, mikrobiyotadan psikolojik değerlendirmeye ve biyolojik yaşlanma göstergelerine kadar uzanan çok sayıda veri katmanı aynı kişinin sağlık profilinin parçalarını oluşturabiliyor.

Bu başlı başına önemli bir değişimdir.

Fakat yapay zekâ çağında asıl dönüşüm muhtemelen daha fazla test yapabilmemizden değil, bugün birbirinden ayrı duran bütün bu verilerin birbirleriyle konuşmaya başlamasından doğacaktır.

Önümüzdeki dönemin asıl sorusu bu nedenle yalnızca:

“Bir insan hakkında daha ne ölçebiliriz?”

değildir.

Daha ileri soru şudur:

“Bir insan hakkında bildiğimiz bütün bu bilgileri, zaman içerisinde kendisini güncelleyen ve geleceğe ilişkin öngörüler üretebilen bir sağlık modeline dönüştürebilir miyiz?”

Bu soru bizi yapay zekâ destekli kişiye özel sağlığın en dikkat çekici kavramlarından birine götürüyor:

Dijital ikiz.

Bugün İnsan Sağlığının Farklı Katmanlarını Ölçebiliyoruz

Kişiye özel sağlık anlayışının temelinde basit fakat güçlü bir düşünce vardır:

İki insan aynı tanıya, aynı kronolojik yaşa veya benzer laboratuvar sonuçlarına sahip olsa bile biyolojik, psikolojik ve davranışsal olarak aynı değildir.

Dolayısıyla sağlık değerlendirmesi de yalnızca hastalığa değil, kişinin kendisine yönelmelidir.

Genetik: Biyolojik zemine bakmak

Genetik yapı, kişinin biyolojik altyapısının görece sabit bölümünü oluşturur.

Metabolizma, kardiyovasküler sistem, inflamasyon, bazı hastalık yatkınlıkları, besin metabolizması, egzersize yanıt ve başka birçok biyolojik süreçle ilişkili genetik varyasyonlar incelenebilir.

Ancak genetik yatkınlık kader değildir.

İnsanın genetik yapısı; beslenme, fiziksel aktivite, uyku, stres, çevresel maruziyetler ve zaman içerisinde gelişen başka faktörlerle sürekli etkileşim içerisindedir. Kişiye özel sağlık yaklaşımında da genetik yatkınlık üzerine yaşam tarzı ve çevresel faktörlerin zaman içerisinde oluşturduğu kümülatif etkinin değerlendirilmesi bu nedenle önemlidir.

Genetik bize başlangıç koşullarının bir bölümünü gösterebilir.

Fakat insanın bugün nerede olduğunu tek başına açıklayamaz.

Epigenetik: Biyolojinin zamanla değişen yüzü

DNA dizimiz büyük ölçüde aynı kalmasına rağmen genlerin işleyişini düzenleyen biyolojik sistemler yaşam boyunca değişebilir.

Bu nedenle longevity alanında yalnızca hangi genlere sahip olduğumuz değil, biyolojik sistemimizin zaman içerisinde nasıl değiştiği de önem kazanıyor.

Bugün biyolojik yaş, bazı organ ve sistem yaşları, yaşlanma hızı, telomer uzunluğu ve farklı epigenetik hücresel göstergeler bu amaçla değerlendirilebiliyor.

Böylece klasik:

“Kaç yaşındasınız?”

sorusunun yanına başka bir soru ekleniyor:

“Biyolojik sisteminiz nasıl yaşlanıyor?”

Longevity açısından iki soru arasındaki fark büyüktür.

Biyokimya: Organizmanın mevcut durumuna bakmak

Biyokimyasal analizler daha dinamik bir pencere açar.

Glukoz metabolizmasından lipid profiline, vitamin ve minerallerden hormonlara, aminoasitlerden organik asitlere ve oksidatif stresle ilişkili göstergelere kadar çok sayıda parametre organizmanın mevcut işleyişi hakkında bilgi sağlayabilir.

Bu verilerin önemli özelliği değişebilir olmalarıdır.

Uyku değişebilir.

Beslenme değişebilir.

Egzersiz artabilir veya azalabilir.

Vücut kompozisyonu değişebilir.

Stres yükü artabilir.

Bir müdahale işe yarayabilir.

Dolayısıyla biyokimyasal sonuçlar yalnızca “normal” veya “anormal” şeklinde okunmak zorunda değildir.

Zaman içerisinde tekrarlandığında kişinin biyolojik yörüngesinin de bir parçası hâline gelebilirler.

Mikrobiyota: İçimizdeki dinamik ekosistem

Kişiye özel sağlık değerlendirmesine eklenen önemli katmanlardan biri de bağırsak mikrobiyotasıdır.

İnsan organizması kapalı bir biyolojik sistem değildir. Bağırsak ekosistemindeki mikroorganizmalar metabolik ve immün süreçlerden başka fizyolojik sistemlere kadar geniş bir etkileşim ağı içerisinde bulunur.

Bu nedenle mikrobiyota analizi, dışkı incelemeleri ve gerektiğinde gastrointestinal sisteme ilişkin başka değerlendirmeler de kişiye özel sağlık profilinin parçaları arasına girmiştir.

Üstelik mikrobiyota da sabit değildir.

Beslenme, ilaçlar, enfeksiyonlar, yaşam tarzı ve çevresel koşullarla değişebilir.

Bu özellik onu uzunlamasına sağlık modelleri açısından özellikle önemli hâle getirir.

Bedenin yapısını ve fonksiyonunu da ölçüyoruz

Moleküler verilerin yanında bedenin kendisini de değerlendirmek gerekir.

Vücut kompozisyonu, yağ ve kas dağılımı, postür, kas kuvveti, eklem hareket açıklığı ve çeşitli lokomotor değerlendirmeler kişinin yalnızca hastalık riskini değil, fonksiyonel kapasitesini anlamamıza yardımcı olabilir. Mevcut kapsamlı değerlendirmelerde üç boyutlu vücut ve postür analizleri ile kas kuvveti ve hareket açıklığı gibi parametreler de ölçülebilmektedir.

Longevity açısından bunun özel bir önemi vardır.

Çünkü sağlıklı yaşlanma yalnızca laboratuvar sonuçlarını optimum aralıklarda tutmak değildir.

Yaş ilerledikçe hareket edebilmek, kas kütlesini ve kuvvetini koruyabilmek, dengeyi sürdürebilmek, kardiyorespiratuvar kapasiteyi korumak ve günlük yaşamda bağımsız kalabilmek en az moleküler göstergeler kadar önemlidir.

Fakat Buraya Kadar Hâlâ İnsanın Yarısını Ölçtük

Genomunu biliyoruz.

Biyokimyasını biliyoruz.

Mikrobiyotasını inceliyoruz.

Vücudunu görüntülüyoruz.

Biyolojik yaşını tahmin ediyoruz.

Ama bütün bunların sonunda kişiye:

“Daha düzenli uyumalısınız.”

“Egzersiz yapmalısınız.”

“Beslenmenizi değiştirmelisiniz.”

“Stresinizi yönetmelisiniz.”

dediğimizde başka bir sistem devreye giriyor:

İnsan zihni ve davranışı.

Bir insanın biyolojik olarak ne yapması gerektiğini bilmek, bunu gerçekten yapacağı anlamına gelmez.

İşte bu nedenle kişiye özel sağlık yalnızca biyolojik kişiselleştirmeden ibaret olamaz.

Psikolojik Değerlendirme: İnsanı Anlamak

Psikolojik değerlendirme bu noktada yalnızca “stres düzeyi” ölçen yardımcı bir değerlendirme değildir.

Kapsamlı bir değerlendirmede klinik görüşme, psikososyal anamnez, yaşam olayları, psikometrik ölçümler, psikofizyolojik göstergeler, bilişsel ve duygusal özellikler, davranış örüntüleri ve günlük işlevsellik birlikte ele alınabilir.

Paylaşılan kapsamlı psikolojik değerlendirme örneğinde de klinik görüşme, gözlenen belirti ve bulgular, psikolojik değerlendirme bataryası, psikometrik sonuçlar ve psikofizyolojik ölçümlerin aynı formülasyon içerisinde değerlendirildiği görülüyor.

Bu bize önemli bir şey söylüyor:

Psikolojik veri de çok boyutludur.

Üstelik yalnızca bugünkü ruhsal durumdan ibaret değildir.

Geçmiş yaşam olayları ile bugünkü duygu, düşünce, davranış ve bedensel tepkiler arasındaki ilişkiler de değerlendirilebilir. Psikolojik değerlendirmede yaşam olaylarının kronolojik olarak ele alınması ve psikolojik, davranışsal, fiziksel ve psikofizyolojik değişimlerin birlikte incelenmesi, kişinin psikolojik zaman çizgisinin anlaşılmasına olanak verebilir.

Psikometrik araçlar da bu yapıya ölçülebilir değişkenler ekleyebilir.

Böylece psikoloji kişiye özel sağlık sistemine yalnızca yeni bir skor eklemez.

Zaman, bağlam ve anlam ekler.

Fakat İnsanı Anlamak ile Davranışı Değiştirmek Aynı Şey Değildir

Bir insan neden egzersiz yapamadığını anlayabilir.

Daha iyi uyuması gerektiğini bilebilir.

Sağlıksız davranışının uzun vadeli sonuçlarını görebilir.

Hatta değişmek isteyebilir.

Yine de davranış değişmeyebilir.

Kişiye özel sağlık yaklaşımındaki önemli boşluklardan biri tam burada ortaya çıkar:

Biyolojik olarak ne yapılması gerektiğini bilmek ile bunun gerçek yaşamda sürdürülebilir bir davranışa dönüşmesi arasındaki boşluk.

Bu noktada psikolojik değerlendirme ile davranış değişikliği birbirinden ayrılmalıdır.

Psikolojik değerlendirme kişiyi anlamamıza yardım eder.

Davranış değişikliği ise başka bir soruyla ilgilenir:

“Bu insan için doğru olduğu belirlenen sağlık davranışı, onun gerçek yaşamına nasıl yerleşecek?”

Bu Alana Önerdiğim Model: Alışkanlık Değişim Programı

Bu boşluğu sistematik biçimde ele almak amacıyla geliştirdiğim Alışkanlık Değişim Programı (ADP), kişiye özel sağlık değerlendirmesi sonucunda belirlenen sağlık davranışlarının kişinin günlük yaşamına aktarılması ve sürdürülebilir hâle getirilmesine yönelik bir davranış değişikliği modelidir.

Modelin temel kabullerinden biri şudur:

Davranışlar bireye özgüdür.

Aynı davranışın farklı insanlarda aynı biyolojik, fizyolojik veya psikolojik etkiyi oluşturacağı varsayılamaz. Bu nedenle davranışın kişiye özgü anlamı; genetik, epigenetik, biyokimyasal, fizyolojik, psikolojik ve davranışsal verilerin bütüncül değerlendirilmesiyle ilişkilendirilir.

Bu nedenle ADP kendi başına hangi tıbbi veya yaşam tarzı önerisinin doğru olduğuna karar veren bir sistem değildir.

Kişiye özgü sağlık değerlendirmesi sonucunda ne yapılması gerektiği belirlendikten sonra ADP’nin konusu başka bir sorudur:

“Bilimsel olarak ne yapmam gerektiğini biliyorum; peki bunu kendi hayatıma nasıl entegre edeceğim?”

Buradaki ayrımı basit biçimde şöyle ifade edebiliriz:

Mevcut durum: Neden değişmeliyim?

Kişiye özgü sağlık planı: Ne değişmeli?

Alışkanlık Değişim Programı: Nasıl değiştireceğim ve nasıl sürdüreceğim?

ADP, sağlık davranışlarının yalnızca başlatılmasını değil, zaman içerisinde kişinin yaşamının doğal bir parçasına dönüşmesini hedefler.

Bu süreç modelde davranışın edinilmesi, akıcı hâle gelmesi, kalıcılaşması ve farklı yaşam koşullarına genellenmesi üzerinden yapılandırılır.

Çünkü sağlık davranışının gerçek değeri yalnızca bugün yapılmasında değil, yıllar boyunca sürdürülebilmesinde ortaya çıkar.

Bir de Zaman Var

Bütün bu katmanların üzerinde gözden kaçırılmaması gereken başka bir değişken vardır:

Zaman.

Bugünkü sağlık değerlendirmelerimizin büyük bölümü hâlâ fotoğraf niteliğindedir.

Bugün kan veririz.

Bir biyokimyasal fotoğraf elde ederiz.

Bugün mikrobiyota analizi yaparız.

Başka bir fotoğraf elde ederiz.

Bugün psikolojik değerlendirme yapılır.

Başka bir fotoğraf oluşur.

Bugün vücut kompozisyonumuz ölçülür.

Yeni bir fotoğraf daha eklenir.

Fakat insan yaşamı fotoğraf değildir.

Bir filmdir.

İşte giyilebilir sağlık teknolojileri burada oyunu değiştirmeye başladı.

Kalp hızı, HRV, uyku, fiziksel aktivite, egzersiz, solunum, toparlanma ve başka fizyolojik parametreler günler, haftalar ve aylar boyunca ölçülebiliyor.

Sensör tabanlı sistemlerle HRV’nin gün içerisinde kaydedilmesi, uyku ve stres-toparlanma örüntülerinin zaman içerisinde izlenmesi bugün bile mümkündür.

Böylece kişiye özel sağlıkta temel veri yapısı değişmeye başlıyor:

Noktasal ölçümden zaman serisine.

“Normal misiniz?” Yerine “Hangi Yöne Gidiyorsunuz?”

Bir insanın laboratuvar sonucu referans aralığında olabilir.

Fakat son üç yıldır sistematik biçimde kötüleşiyor olabilir.

HRV’si toplum ortalamasına göre iyi olabilir.

Fakat kendi geçmiş ortalamasına göre son altı aydır düşüyor olabilir.

Vücut ağırlığı değişmemiş olabilir.

Fakat kas kütlesi azalırken visseral yağ artıyor olabilir.

Psikolojik değerlendirmede klinik düzeyde belirgin bir sorun görülmeyebilir.

Fakat uyku, stres, öz yeterlilik ve sağlık davranışlarının sürdürülebilirliği aynı dönemde giderek kötüleşiyor olabilir.

Tek tek fotoğraflarda dramatik bir problem görünmeyebilir.

Fakat filmi izlediğimizde yön değişmiş olabilir.

Bu nedenle yapay zekâ çağında kişiye özel sağlığın önemli sorularından biri:

“Şu anda normal misiniz?”

olmaktan çıkıp:

“Hangi yöne gidiyorsunuz?”

hâline gelebilir.

Yapay Zekânın Asıl Rolü: Yeni Bir Test Olmak Değil

Bugün karşı karşıya olduğumuz temel sorun artık yalnızca veri eksikliği değildir.

Çoğu zaman tam tersidir:

Çok fazla veri vardır.

Genetik analizler büyük miktarda değişken üretir.

Epigenetik başka bir veri katmanıdır.

Biyokimya başka bir katmandır.

Mikrobiyota başka bir veri uzayıdır.

Görüntüleme büyük miktarda veri üretir.

Wearable cihazlar sürekli zaman serileri oluşturur.

Psikolojik ve davranışsal değerlendirmeler yeni değişkenler ekler.

İnsan zihninin bütün bunları aynı anda ve sürekli biçimde değerlendirmesi giderek zorlaşır.

Yapay zekânın en önemli görevi bu nedenle yeni bir test olmak olmayabilir.

Bütün testlerin ve gözlemlerin arasında ilişki kuran katman olmak olabilir.

Sağlık Dosyasından Sağlık Modeline

Bugünkü sağlık dosyası çoğunlukla geçmişte ne olduğunu kaydeder.

Geleceğin kişiye özel sağlık sistemi ise başka bir şeyi amaçlayabilir:

Kişinin mevcut durumunu temsil eden ve yeni bilgi geldikçe değişen dinamik bir sağlık modeli.

Bu modelde farklı zaman ölçekleri bir araya getirilebilir.

Görece sabit veriler:
Genetik özellikler.

Yavaş veya dönemsel değişen veriler:
Epigenetik göstergeler, mikrobiyota, görüntüleme ve vücut kompozisyonu.

Daha hızlı değişen biyolojik veriler:
Biyokimya, metabolik göstergeler ve hormonlar.

Sürekli veya yüksek frekanslı veriler:
Uyku, hareket, HRV, kalp hızı ve diğer giyilebilir teknoloji ölçümleri.

Psikolojik veriler:
Duygu durumu, bilişsel özellikler, stres, psikolojik belirtiler, farkındalık ve işlevsellik.

Davranışsal veriler:
Kişinin hangi sağlık davranışlarını yaptığı, hangilerini sürdüremediği, hangi koşullarda bıraktığı ve hangi müdahalelere nasıl yanıt verdiği.

Yaşam bağlamı:
İş, ilişkiler, sosyal çevre, beslenme, fiziksel çevre ve gündelik yaşam koşulları.

Ve bütün bunların ortasında:

zaman.

Verileri Birleştirmek Yetmez: Aksiyon Modelleri

Bir yapay zekânın kişiye yüz farklı risk göstermesi giderek kolaylaşabilir.

Fakat yüz risk, yüz çözüm anlamına gelmez.

Bir insanda aynı anda uyku, fiziksel aktivite, beslenme, vücut kompozisyonu, stres, ilaç uyumu ve başka birçok değiştirilebilir alan bulunabilir.

Gerçek hayatın problemi şudur:

İnsan hepsini aynı anda değiştiremez.

Bu nedenle yapay zekâ destekli kişiye özel sağlığın bir sonraki aşaması yalnızca tahmin modelleri değil, aksiyon modelleri geliştirmek olabilir.

Sistemin sorusu yalnızca:

“Hangi riskler var?”

olmamalıdır.

Şunu da değerlendirmeye çalışmalıdır:

“Bu kişide, bu anda, hangi değişiklik en yüksek potansiyel sağlık kazanımını sağlayabilir?”

Fakat burada bir soru daha vardır:

“Bu insan o değişikliği gerçekten yapabilir ve sürdürebilir mi?”

İşte burada psikolojik değerlendirme ile davranış değişikliği katmanı yeniden devreye girer.

Biyolojik Olarak En İyi Müdahale, Gerçek Hayatta En İyi İlk Müdahale Olmayabilir

Biyolojik model şöyle bir sonuç üretebilir:

“Direnç egzersizinin artırılması bu kişi için öncelikli müdahalelerden biridir.”

Fakat kişinin gerçek yaşamında:

egzersize yönelik öz yeterliliği düşük olabilir,

daha önce birçok programa başlayıp bırakmış olabilir,

uyku problemi nedeniyle sürekli yorgun olabilir,

çalışma koşulları davranışı zorlaştırabilir,

değişime hazır oluşu düşük olabilir.

Bu durumda teorik olarak en yüksek biyolojik faydaya sahip müdahale, gerçek hayatta en doğru ilk müdahale olmayabilir.

Belki önce uyku düzenlenmelidir.

Belki davranış daha küçük basamaklara bölünmelidir.

Belki çevresel koşullar değiştirilmelidir.

Belki kişinin davranışı sürdürebilmesini engelleyen bilişsel veya duygusal süreçler üzerinde çalışılmalıdır.

Gerçek kişiselleştirme burada yeni bir düzeye geçer:

Biyolojik kişiselleştirme + psikolojik kişiselleştirme + davranışsal kişiselleştirme.

Yapay Zekâ ve Alışkanlık Değişiminin Geleceği

Yapay zekâ ADP gibi davranış değişikliği modellerinin yerine geçmek zorunda değildir.

Daha ilginç ihtimal, bu modellerin ölçme ve geri bildirim kapasitesini güçlendirmesidir.

Bugün davranış değişikliği görüşmeler, öz bildirimler, takipler ve çeşitli ölçümler üzerinden değerlendirilebilir.

Gelecekte sistem kişinin:

davranışı ne sıklıkla gerçekleştirdiğini,

hangi saatlerde daha başarılı olduğunu,

hangi koşullarda bıraktığını,

uyku bozulduğunda davranışın nasıl değiştiğini,

stres yükseldiğinde relaps riskinin artıp artmadığını,

davranış değişikliğinin fizyolojik göstergelerde nasıl karşılık bulduğunu

zaman içerisinde izleyebilir.

Böylece yalnızca:

“Davranış gerçekleşti mi?”

sorusu değil,

“Bu davranış hangi koşullarda sürdürülebilir hâle geliyor?”

sorusu da incelenebilir.

Bu, davranış değişikliğinin kendisini de uzunlamasına bir veri alanına dönüştürebilir.

Dijital İkiz Tam Olarak Burada Başlıyor

Dijital ikiz kavramı sıklıkla insanın bilgisayardaki kusursuz kopyası gibi sunuluyor.

Bu tanım hem fazla iddialı hem de yanıltıcıdır.

İnsan organizmasının bütün biyolojik, psikolojik ve sosyal karmaşıklığını eksiksiz biçimde kopyalayabilen bir teknoloji bugün mevcut değildir.

Daha gerçekçi anlamıyla sağlık alanındaki dijital ikiz:

kişiden gelen farklı veri kaynaklarıyla beslenen, yeni bilgiler geldikçe kendisini güncelleyen ve kişinin mevcut veya gelecekteki sağlık durumuna ilişkin hesaplamalı tahminler üretmeye çalışan dinamik bir modeldir.

Bu nedenle dijital ikizi elektronik sağlık dosyasından ayırmak gerekir.

Genetik, laboratuvar, görüntüleme, mikrobiyota ve wearable sonuçlarını aynı ekranda göstermek tek başına dijital ikiz değildir.

Bu yalnızca iyi entegre edilmiş bir sağlık kaydıdır.

Dijital ikizin daha ileri iddiası:

modelleme, öngörü ve simülasyondur.

“Ne Olursa?” Tıbbı

Dijital ikizin en ilginç özelliklerinden biri farklı gelecek senaryolarının modellenebilmesi olabilir.

Örneğin sistem teorik olarak şu sorulara yanıt arayabilir:

Bu kişinin uyku süresi ortalama 45 dakika artarsa ne değişebilir?

Haftalık direnç egzersizi artırılırsa hangi parametrelerin değişmesi beklenebilir?

Vücut kompozisyonu değişirse metabolik risk nasıl etkilenebilir?

Mevcut davranış örüntüsü iki yıl daha devam ederse sağlık yörüngesi hangi yönde ilerleyebilir?

Bir müdahale yerine başka bir müdahale seçilirse beklenen sonuç nasıl farklılaşabilir?

Bu durumda sağlık sistemi yalnızca:

“Neredeyiz?”

sorusuyla ilgilenmez.

İki yeni soru eklenir:

“Nereye gidiyoruz?”

ve

“Yönü değiştirirsek ne olabilir?”

Dijital İkiz Yalnızca Bedenin İkizi Olursa Eksik Kalır

Burada dijital ikiz tartışmasının kritik bir sınırı ortaya çıkar.

İnsan biyolojisini son derece ayrıntılı modelleyebiliriz.

Fakat insan davranışını hesaba katmazsak ortaya çıkan şey gerçek insanı değil, teorik olarak optimize edilmiş bir organizmayı temsil eder.

Gerçek insan bazen ne yapması gerektiğini bildiği hâlde yapmaz.

Kısa vadeli ödülleri uzun vadeli sağlık hedeflerine tercih eder.

Stresliyken farklı davranır.

Uykusuzken farklı karar verir.

Bir programa başlar fakat sürdüremez.

Yaşam koşulları değiştiğinde alışkanlıkları da değişebilir.

Bu nedenle geleceğin dijital ikizi yalnızca:

“Bu beden hangi müdahaleye cevap verebilir?”

diye sormamalıdır.

Şunu da anlamaya çalışmalıdır:

“Bu insan hangi müdahaleyi uygulayabilir, sürdürebilir ve hangi koşullarda bırakma riski taşır?”

Bu noktada biyolojik model ile psikolojik değerlendirme ve davranış değişikliği modeli aynı sistem içerisinde birbirine yaklaşır.

Biyolojik, Psikolojik ve Davranışsal Zaman Serileri Birleşirse?

Geleceğin asıl ilginç senaryolarından biri burada ortaya çıkabilir.

Düşünelim:

Son sekiz haftada uyku süresi düşüyor.

Aynı dönemde HRV azalıyor.

Fiziksel aktivite geriliyor.

Psikolojik değerlendirmelerde stres yükseliyor.

Sağlık davranışlarının sürdürülebilirliği bozuluyor.

Üç ay sonraki vücut kompozisyonunda visseral yağ artıyor.

Yeni biyokimyasal değerlendirmede metabolik göstergelerde küçük fakat aynı yönde değişiklikler görülüyor.

Bu verilerin hiçbiri tek başına hastalık anlamına gelmeyebilir.

Fakat zaman çizgisi üzerinde üst üste konulduklarında farklı bir şey gösterebilirler:

Organizma ve davranış sistemi başka bir yörüngeye girmektedir.

Yapay zekânın asıl değeri belki de burada ortaya çıkacaktır.

Bir laboratuvar sonucunu tek başına yorumlamaktan çok:

biyolojik, psikolojik ve davranışsal değişimlerin aynı zaman içerisinde nasıl birlikte hareket ettiğini görebilmek.

Sistem Müdahaleden Sonra da Öğrenirse?

Bugün kişiye bir sağlık planı hazırlayabiliriz.

Daha düzenli uyu.

Egzersizi artır.

Beslenmeni değiştir.

Stresi yönet.

Sonra belirli bir süre sonra yeniden değerlendiririz.

Gelecekte ise sağlık planının bu kadar statik olması gerekmeyebilir.

Örneğin sistem ilk müdahale olarak uyku düzeninin değiştirilmesini belirliyor.

İki hafta sonra:

uyku süresi yükselmiş,

gece HRV’si iyileşmiş,

dinlenme kalp hızı azalmış,

kişinin öznel enerji düzeyi yükselmiş,

diğer sağlık davranışlarına uyumu artmış.

Sistem artık yalnızca genel bilimsel bilgiden yararlanmıyor.

O kişinin kendi verdiği yanıttan da öğreniyor.

Başka bir insanda aynı müdahale çok daha az etkili olabilir.

Böylece model zamanla yalnızca:

“Sen kimsin?”

sorusunu yanıtlamaz.

Şunu da öğrenmeye çalışır:

“Sen neye, nasıl yanıt veriyorsun?”

Kişiselleştirmenin daha ileri biçimlerinden biri belki de budur.

Yıllık Check-up’tan Sürekli Sağlık Yönetimine

Bu yaklaşım sağlık hizmetlerinin zaman yapısını da değiştirebilir.

Bugün:

“Yılda bir check-up yaptırıyorum.”

deriz.

Fakat kişinin sağlık modeli yıl boyunca güncelleniyorsa check-up giderek tek bir güne ait olay olmaktan çıkabilir.

Laboratuvarlar belirli aralıklarla yapılır.

Mikrobiyota gerektiğinde yeniden değerlendirilir.

Epigenetik ölçümler dönemsel olarak tekrarlanır.

Vücut kompozisyonu ve fonksiyonel kapasite izlenir.

Psikolojik değerlendirme gerektiğinde yenilenir.

Davranış değişikliği süreci takip edilir.

Giyilebilir cihazlardan gelen veriler ise çok daha sık sisteme akabilir.

Bütün bunlar aynı zaman çizgisine yerleştiğinde sağlık değerlendirmesi:

kontrol

olmaktan çıkarak,

izleme, müdahale ve öğrenme sürecine

dönüşebilir.

Sağlık Profesyonelinin Önüne Yüzlerce Sonuç Değil Bir Model Gelebilir

Yapay zekânın sağlık profesyonelinin yerini alıp almayacağı çok tartışılıyor.

Fakat yakın gelecek açısından belki daha anlamlı soru şudur:

“Yapay zekâ sağlık profesyonelinin neye baktığını değiştirecek mi?”

Bugün bir klinisyen eski laboratuvarları, yeni laboratuvarları, görüntülemeleri, ilaçları, genetik raporları, farklı uzman görüşlerini ve kişinin anlattıklarını zihninde birleştirmeye çalışır.

Gelecekte sistem klinisyenin karşısına:

Son bir yılda anlamlı değişen parametreler

Kişinin kendi bazal değerinden sapmalar

Aynı zaman aralığında birlikte değişen göstergeler

Muhtemel risk kümeleri

Psikolojik ve davranışsal engeller

Belirsiz ve yeniden değerlendirilmesi gereken alanlar

Önceliklendirilebilecek müdahaleler

şeklinde yapılandırılmış bir model getirebilir.

Yapay zekâ veriyi işler.

Sağlık profesyoneli ise:

anlamlandırır.

Bu ikisi aynı şey değildir.

Sağlığın Görünmeyen Otomasyon Katmanı

Bir sonraki adım daha sessiz fakat önemli olabilir:

Sağlık süreçlerinin otomasyonu.

Yeni laboratuvar sonucu sisteme gelir.

AI eski sonuçlarla karşılaştırır.

Giyilebilir cihaz verilerindeki son değişimleri kontrol eder.

Mevcut sağlık planıyla ilişkilendirir.

Anlamlı değişiklikleri işaretler.

Takip zamanı geldiyse bildirir.

Sağlık profesyoneli için güncel bir özet hazırlar.

Davranış hedeflerinin sürdürülebilirliğinde bir bozulma varsa bunu fark edebilir.

Bunların önemli bir bölümü, insanın her seferinde bütün sistemi manuel olarak yönetmesini gerektirmeden gerçekleşebilir.

Fakat burada kritik bir çizgi vardır:

Otomasyon, otonom sağlık hizmeti değildir.

Özellikle yüksek riskli klinik kararlarda doğrulama, klinik muhakeme, etik değerlendirme ve profesyonel sorumluluk önemini korumaya devam edecektir.

Her Şeyi Ölçmek Daha Sağlıklı Olmak Değildir

Bu geleceğin yalnızca parlak bir tarafı yok.

Bir insan düşünelim:

Her sabah uyku skoruna bakıyor.

HRV’sini kontrol ediyor.

Glukoz eğrisini izliyor.

Biyolojik yaşını takip ediyor.

Mikrobiyota skorunu kontrol ediyor.

Vücudundaki her küçük değişimin açıklamasını yapay zekâya soruyor.

Bir noktada sağlık takibi sağlığı desteklemeyi bırakıp sağlıkla sürekli meşgul olma davranışına dönüşebilir.

Bu nedenle geleceğin kişiye özel sağlık sisteminin başarısı yalnızca ne kadar veri topladığıyla ölçülemez.

İyi bir sistem aynı zamanda:

hangi verinin anlamlı olduğunu,

hangisinin gürültü olduğunu,

hangi değişimin gerçekten izlenmesi gerektiğini,

hangi durumda sağlık profesyoneline başvurulması gerektiğini

ve belki de

hangi bilginin kişiye ne zaman ve nasıl gösterilmesinin daha uygun olduğunu

ayırt edebilmelidir.

Psikolojik değerlendirme bu nedenle yalnızca davranış değişikliğini desteklemek için değil, teknolojinin insan üzerindeki etkisini değerlendirmek açısından da önemli olacaktır.

Dijital İkiz İnsan Değildir

Bütün bu teknolojilerin gelişmesiyle önemli bir epistemolojik hata yapma riski de artacaktır.

Model ne kadar ayrıntılı olursa olsun insanın kendisi değildir.

Biyolojik yaş skoru yaşlanmanın kendisi değildir.

Risk tahmini gelecek değildir.

Bir algoritmanın iki değişken arasında ilişki bulması nedenselliği kanıtlamaz.

Dijital ikizin bir müdahalenin yararlı olacağını öngörmesi, gerçek insanda mutlaka aynı sonucun ortaya çıkacağı anlamına gelmez.

Model ile gerçeklik arasındaki ayrım korunmalıdır.

Yapay zekâ insanı anlamamıza yardımcı olabilir.

Ama insanı tamamen temsil ettiğini varsaydığımız anda bilimsel sınırları aşmaya başlarız.

Yapay Zekâ Çağında Longevity’nin Asıl Dönüşümü

Şimdi bütün resmi bir araya getirelim.

Genetik bize biyolojik yatkınlığın bir bölümünü gösteriyor.

Epigenetik biyolojik sistemin zaman içerisindeki değişimine pencere açıyor.

Biyokimya mevcut fizyolojik durumu gösteriyor.

Mikrobiyota içimizdeki dinamik ekosistemin bir bölümünü görünür hâle getiriyor.

Vücut görüntüleme ve fonksiyonel ölçümler bedenin yapısını ve kapasitesini gösteriyor.

Giyilebilir teknolojiler günlük yaşam içerisindeki fizyolojiyi zaman serisine dönüştürüyor.

Psikolojik değerlendirme kişinin bilişsel, duygusal ve psikolojik işleyişini ve bunların yaşam öyküsü içindeki yerini anlamamıza yardımcı oluyor.

Davranış değişikliği modeli ise bilimsel olarak doğru olduğu belirlenen sağlık davranışlarının gerçek yaşama nasıl aktarılacağını ve nasıl sürdürülebilir hâle getirileceğini ele alıyor.

Yaşam tarzı ve çevre bütün bunların gerçekleştiği gerçek dünyayı oluşturuyor.

Yapay zekânın potansiyel görevi bunların üzerine yeni bir kutu eklemek değildir.

Bütün kutular arasındaki ilişkileri kurmaktır.

Dosyadan Modele, Modelden Dijital İkize

Belki de kişiye özel sağlığın önümüzdeki yıllardaki dönüşümünü tek bir cümle anlatabilir:

Sağlık dosyasından sağlık modeline geçiyoruz.

Bugün insan hakkında veri topluyoruz.

Yarın bu veriler kişinin sürekli güncellenen hesaplamalı modelini oluşturabilir.

Bugün mevcut durumu değerlendiriyoruz.

Yarın yön değişimini daha erken görebiliriz.

Bugün riskleri sıralıyoruz.

Yarın hangi riskin o kişi için gerçekten öncelikli olduğunu hesaplamaya çalışabiliriz.

Bugün hangi davranışın değişmesi gerektiğini belirliyoruz.

Yarın kişinin bu davranışı hangi koşullarda sürdürebildiğini ve değişimin biyolojik karşılığını birlikte izleyebiliriz.

Bugün müdahale öneriyoruz.

Yarın farklı müdahale senaryolarını karşılaştırabiliriz.

Bugün kontrol görüşmesinde sonucu görüyoruz.

Yarın sistem aradaki dönemde öğrenmeye devam edebilir.

Ve bu mimari yeterince gelişirse sağlık alanındaki dijital ikiz kavramına yaklaşırız.

Fakat geleceğin gerçek kişiye özel sağlık sistemi yalnızca bedenin dijital ikizi olamaz.

İnsanın:

biyolojisini,
psikolojisini,
davranışlarını,
yaşadığı çevreyi
ve zaman içerisindeki değişimini

birlikte anlamaya çalışmak zorundadır.

Yapay zekâ çağında longevity’nin en büyük vaadi belki de bize ne zaman öleceğimizi veya tam olarak kaç yıl yaşayacağımızı söylemek değildir.

Bundan çok daha gerçekçi ve değerli bir hedef vardır:

Sağlık yörüngemizin yanlış yöne dönmeye başladığı noktayı mümkün olduğunca erken görebilmek; hangi değişkenin gerçekten önemli olduğunu anlayabilmek; bilimsel olarak doğru müdahaleyi belirlemek ve bu müdahaleyi gerçek insan yaşamında sürdürülebilir hâle getirebilmek.

Eğer bunu başarabilirsek yapay zekâ insanı ölümsüz yapmayacaktır.

Ama kişiye özel sağlığın çalışma biçimini kökten değiştirebilir:

fotoğraftan filme,
ölçümden örüntüye,
riskten aksiyona,
öneriden davranış değişikliğine,
genel yaklaşımdan gerçek kişiselleştirmeye,
sağlık dosyasından dijital ikize.

Belki de yapay zekâ çağında longevity’nin gerçek devrimi tam olarak burada başlayacaktır.