Sağlığın Kumbarası: Mikroskobik Davranışların Birikimi

Çocukken kendim için bir şey satın almak istediğimde bir kumbara alırdım.

Her gün içine küçük miktarlarda para atardım. Attığım para, almak istediğim şeyin bedeliyle kıyaslandığında neredeyse önemsiz görünürdü. O gün kumbaraya eklediğim birkaç lira, beni hedefime ulaştırmaya yetmezdi.

Fakat şunu bilirdim:

O küçük miktarı her gün atmaya devam edersem, eninde sonunda istediğim şeyi satın alabilirdim.

Asıl değer, kumbaraya bir defada ne kadar para attığımda değil; bunu ne kadar düzenli yaptığımdaydı.

Sağlık da çoğu zaman böyle birikir.

Sağlık ile hastalık arasında keskin bir sınır var mıdır?

Hastalık ve sağlığı çoğu zaman birbirinden kesin çizgilerle ayrılmış iki durum gibi düşünürüz.

Bir insan ya sağlıklıdır ya da hastadır.

Oysa özellikle kronik ve kompleks hastalıklarda geçiş genellikle bu kadar dramatik değildir. İnsan bir sabah tamamen sağlıklıyken ertesi sabah birdenbire kronik bir hastalığın bütün biyolojik koşullarını kazanmaz.

Tanı bir gün konulabilir.

Belirti bir gün fark edilebilir.

Laboratuvar sonucu bir gün referans aralığının dışına çıkabilir.

Fakat bu görünür değişimin arkasında çoğu zaman çok daha uzun bir süreç bulunur.

Organizma yıllar boyunca sağlık ve hastalık yönleri arasında küçük hareketler yapar. Bazen sağlığa biraz yaklaşır, bazen hastalık yönünde ilerler. Bu hareketlerin önemli bir bölümü o kadar küçüktür ki kişi bunları günlük yaşamında fark edemez.

Bu nedenle bunları mikroskobik etkiler olarak adlandırabiliriz.

Mikroskobik dememizin nedeni, önemsiz olmaları değildir.

O anda kolayca fark edilememeleridir.

Her davranış biyolojimize küçük bir para bırakır

Bir gece geç yatmak insanı bir anda hasta etmez.

Bir gün egzersiz yapmamak kasları bir anda yok etmez.

Bir öğünde fazla yemek metabolik sistemi bir anda bozmaz.

Aynı şekilde bir gün erken yatmak, bir kez yürüyüş yapmak ya da tek bir sağlıklı öğün tüketmek de insanı bir anda sağlıklı hâle getirmez.

Sorun tam olarak burada başlar.

İnsanlar olumlu bir davranışın etkisini hemen göremediklerinde, o davranışın işe yaramadığını düşünmeye eğilimlidir.

“Bir haftadır yürüyorum ama değişen bir şey yok.”

“Birkaç gündür erken yatıyorum ama hâlâ yorgunum.”

“Sağlıklı beslendim fakat kendimi farklı hissetmedim.”

Olumlu davranışın sonucu geciktiğinde, davranışı sürdürme isteği azalabilir.

Olumsuz davranışlarda ise bunun tersi yaşanır.

Kişi sağlıksız davranışının olumsuz sonucunu hemen görmediğinde, davranışın zararsız olduğuna inanabilir.

“Yıllardır böyle besleniyorum, bana bir şey olmadı.”

“Az uyuyorum ama işlerimi yapabiliyorum.”

“Şimdilik herhangi bir şikâyetim yok.”

Oysa bir davranışın etkisinin henüz görünür olmaması, biyolojik bir etkisinin bulunmadığı anlamına gelmez.

Kumbaraya atılan küçük para da o gün istediğimiz şeyi satın almaya yetmez. Ancak bu, kumbaradaki miktarın artmadığı anlamına gelmez.

Haz şimdi gelir, bedel sonra ödenir

İnsan davranışı büyük ölçüde hazza yönelme ve acıdan kaçınma eğiliminden etkilenir.

Bu eğilim yaşamı sürdürmemizi sağlayan temel mekanizmalardan biridir. Ancak günümüzün yaşam koşulları içinde aynı mekanizma, uzun vadeli sağlığımızla çatışabilir.

Çünkü olumlu alışkanlıkların önemli bir bölümü başlangıçta çaba ister.

Egzersize başlamak yorucudur.

Alışılmış beslenme düzenini değiştirmek zorlayıcıdır.

Ekranı kapatıp zamanında uyumak, o anda haz veren bir etkinlikten vazgeçmeyi gerektirir.

Yeni bir davranış henüz otomatikleşmediği için dikkat, planlama ve öz denetim ister. Kişi davranışın güçlüğünü hemen yaşar fakat faydasını çoğu zaman daha sonra görür.

Olumsuz alışkanlıklar ise çoğu zaman bunun tersine çalışır.

Hazzı şimdi verirler.

Bedeli ertelerler.

Hareketsiz kalmak o anda daha kolaydır.

Haz veren yiyeceği sınırsızca tüketmek o anda daha çekicidir.

Gece uyumak yerine ekrana bakmayı sürdürmek o anda daha eğlencelidir.

Kısa vadede rahatlık, keyif veya kaçış sağlayan davranış; uzun vadede kişinin daha sağlıksız, daha yorgun ve kimi zaman daha mutsuz olmasına katkıda bulunabilir.

Böylece insan, bugün aldığı küçük hazların bedelini gelecekteki kendisine bırakır.

Organizma yalnızca büyük kararlarımızı kaydetmez

Hayatımızı büyük kararlarımızın şekillendirdiğini düşünürüz.

Hangi mesleği seçtiğimiz, nerede yaşadığımız, kiminle hayat kurduğumuz elbette önemlidir.

Fakat biyolojimiz yalnızca büyük kararlarımızdan etkilenmez.

Ne zaman uyuduğumuzu…

Ne kadar hareket ettiğimizi…

Stresli olduğumuzda ne yaptığımızı…

Neyi, ne miktarda ve hangi koşullarda tükettiğimizi…

Yaşam alanlarımızı nasıl düzenlediğimizi…

Kendimize zarar veren bir davranışı kaç kez tekrarladığımızı…

Ve bize iyi gelen bir davranışı ne kadar sürdürebildiğimizi de kaydeder.

Bu davranışların her biri tek başına küçük görünebilir. Fakat tekrar edildikçe alışkanlığa, alışkanlıklar yaşam biçimine, yaşam biçimi ise zaman içinde biyolojik duruma dönüşür.

Hastalığa veya sağlığa doğru ilerleyişimiz çoğu zaman olağanüstü bir olayla değil, sıradan günlerin birikimiyle gerçekleşir.

Bugün hangi kumbaraya para atıyoruz?

Her gün davranışlarımızla iki farklı kumbaraya küçük katkılarda bulunuyor olabiliriz.

Birinde dayanıklılık, işlevsellik ve sağlık birikir.

Diğerinde ise fizyolojik yük, kırılganlık ve hastalık riski.

Elbette tek bir davranış geleceğimizi belirlemez. İnsan bedeni doğrusal ve basit bir sistem değildir. Genetik yapı, yaş, çevresel koşullar, psikolojik durum, sosyal yaşam ve çok sayıda biyolojik etken bu sürece birlikte katılır.

Fakat bu karmaşıklık, günlük davranışlarımızın önemsiz olduğu anlamına gelmez.

Tam tersine, değiştirebildiğimiz davranışlar sağlık yolculuğumuzda etkileyebildiğimiz en önemli alanlardan biridir.

Belki bugün yaptığımız doğru seçimin etkisini hemen görmeyeceğiz.

Belki de vazgeçtiğimiz olumsuz davranışın sonucunu yarın ölçemeyeceğiz.

Ancak kumbaranın mantığı değişmez:

Küçük katkılar, yeterince uzun süre aynı yönde tekrarlandığında birikir.

Bu nedenle sağlık yalnızca bugün nasıl hissettiğimizle ilgili değildir.

Sağlık, her gün hangi kumbaraya küçük bir katkı yaptığımızla da ilgilidir.